Ekstrafikir v2  Haber Sitesi Kur
Murat Bardakçı

Harry’ye neden kızıyorlar ki?

27 Ağustos 2012, 00:25

Murat Bardakçı


Tahtının ikinci vârisi Prens Harry’nin Amerika’da bir otelde katıldığı striptiz partisinde çekilen fotoğrafları, babaannesi Kraliçe Elizabeth için mükemmel ve unutulmaz bir “elmas jübile” hediyesi oldu... Saray fotoğraflar konusunda şimdiye kadar gerçi henüz konuşmadı, prensin babaannesi olan Kraliçe Elizabeth de henüz tek söz etmedi ve şimdilik resimlerin İngiliz gazetelerinde yayınlanmasını yasaklatmaya çalışmakla yetindi ama majesteleri hükmünü Sun gazetesine geçiremedi!

‘ÇOCUKLARIMIZ DA YAPTI’
Harry’nin pozları ile ilgili olarak İngilizler arasında yapılan anketlere bakacak olursanız, sıradan vatandaşın genç prensin hareketini normal karşıladığını, “Ne de olsa gençtir, aynı şeyi kendi çocuklarımız da yapıyorlar” dediklerini görürsünüz...






ARTIK ALIŞTILAR
Halkın böyle düşünmesinde bence skandalların İngiliz sarayında sıradan, alışılmış bir iş hâline gelmesinin ve Buckingham’da asırlardan buyana olup bitenleri artık kanıksamış olmalarının etkisi vardır. Zira, İngiltere’nin hanedan tarihi hanedan mensuplarının yarattıkları skandallar ile doludur, önceleri tuhaf kabul edilen rezaletler sonraları hatırlandığında tebessümlerle karşılanır hâle gelmiş ve böyle işlere artık alışılmıştır! Çok eski asırlara gitmeyin ve bundan 20-25 sene öncesini düşünüp Prens Harry’nin annesi Lady Diana’nın yaptıklarını hatırlayın... Bu sayfada İngiltere’yi İngiltere yapanların başında gelen Kraliçe Victoria ile ilgili bazı macera söylentilerini ve sarayda yaşanmış başka hadiseleri okuduktan sonra büyük ihtimalle “Atalarının âdetlerini devam ettirdiği için Harry’yi aslında kutlamak gerekir” diye düşünebilirsiniz...





İngiltere’yi İngiltere yapan Victoria uşakları yüzünden dile düşmüştü

PRENS Harry, İngiltere’nin dünyanın en büyük gücü hâline geldiği sırada tahtta 63 sene kalan Kraliçe Victoria’nın altıncı göbekten torunu olur. Harry’nin babaannesi şimdiki Kraliçe Elizabeth, Victoria’nın torununun torunudur. 1819’da doğan Victoria, tahta geçtiğinde henüz 18 yaşında idi.. Hükümdarlığının üçüncü yılında, kuzeni Alman prensi Albert ile evlendi ve çok sevdiği kocasından tam dokuz çocuk yaptı! Ama, mutluluğu Albert’in 1861’de tifodan ölmesi ile noktalanınca uzun seneler matem tutan bir dul olarak yaşadı. Artık resmî toplantılara katılmıyor, halkın arasında görünmüyor ve sadece siyah elbiseler giyiyordu. Kraliçeye “Windsor’un dulu” denir olmuştu.




ANNELERİNİN ÂŞIĞI
Victoria’nın yalnızlığı, ilerki senelerde son bulmaya başladı, zira “üzerinde güneş batmayan imparatorluğun” hâkimi, söylenenlere göre gönlünü ilk defa bir başkasına açmıştı: Kendisinden yedi yaş küçük olan John Brown adındaki İskoçyalı uşağına! Kraliçe ile uşağının arasında neler yaşandığı bugün hâlâ tartışılıyor. Victoria’nın John Brown’un hatırasına iki ayrı madalya ihdas etmesi, Brown’un portresini yaptırtıp heykelini diktirmesi ve yazdığı bir kitapta ona ithafın bulunması gibi tuhaflıkların yanısıra, gizlice evlendikleri bile söyleniyor. Kraliçenin kızlarının, John Brown’dan “annemizin âşığı” diye bahsettikleri, hattâ Brown’un serhoş olduğu günlerde Victoria’yı dövdüğü bile iddia ediliyor. Hattâ, İngiltere’de o senelerde yeni yeni ortaya çıkan cumhuriyetçi çevrelerde Kraliçe’den “Majesteleri” diye değil, “Bayan Brown” şeklinde bahsedildiği bugün bile hatırlanıyor. John Brown’un 1883’te 56 yaşında birdenbire ölmesi ile Victoria yeniden yalnız kaldı ama yine söylentilere göre bu yalnızlığı da Abdülkerim adında Hintli bir uşak telâfi etti.




Victoria’nın sofra hizmetkârlığından alıp yükselttiği ve “Munşi” unvanı ile sarayın en güçlü kişilerinden yaptığı, sonra da araziler hediye ettiği Abdülkerim, kraliçenin hayatının son 15 senesinde en yakını oldu. Ancak, Victoria’nın Abdülkerim ile ilişkisi John Brown ile yaşadıklarının aynı olmadı. Kraliçe gerçi Hintli uşağına bağlılık hissediyor ve etrafta konuşulanlara hiç kulak asmadan Abdülkerim’i sarayda tutup paraya ve unvana garketmeye devam ediyordu ama aralarında aşk ilişkisi yok gibi idi... Ama, John Brown hadisesine sessiz kalan aile, aynı sükûtu bu defa göstermedi ve Victoria’nın ölümünden sonra yerine geçen oğlu Yedinci Edward’ın verdiği ilk emir, Abdülkerim ile yakınlarını saraydan derhal kovarak Hindistan’a göndermek oldu! İktidarının ilerleyen senelerinde “Hindistan İmparatoriçesi” unvanını da alan Kraliçe Victoria 1901’de öldüğünde, İngiltere dünyanın en büyük gücü idi. Sınırları Hindistan’dan Kanada’ya kadar 40 milyon kilometrekareyi geçiyordu, majestelerinin teb’ası 387 milyon kişi idi...

SAÇI TABUTA KONDU
Bu kadar büyük bir gücün en tepesindeki isim olan Victoria gençliğinden itibaren günlük tutmuştu ve çocukları 122 cilt olduğu söylenen günlükleri annelerinin ölümünden sonra sayfa sayfa okudular. Kraliçe’nin serbestçe kaleme aldığı satırlar arasında muzır bulunanları hemen yakıldı ve bugüne suya-sabuna dokunmayan birkaç defter intikal edebildi... Victoria’nın cenazesi de bir tuhaf oldu: Vasiyeti üzerine tabutunun bir tarafına kocası Prens Albert’in sabahlığı ile yine kocasının elinin alçıdan çıkartılmış kalıbı, diğer tarafına da John Brown’un resmi, bazı mektupları, bir tutam saçı ve kraliçeye hediye etmiş olduğu yüzük de kondu ve kraliçe bunlarla defnedildi.

Yedinci Edward, önce âşık sonra Nazi ve nihayet üçlü ilişkinin tarafı oldu

İNGİLİZ sarayı 1936’da çok büyük bir rezalete sahne olmuş ama yaşananların ayrıntıları dar bir çevrede kalmış ve halk neler olup bittiğini seneler sonra öğrenebilmişti. İşte, İngiliz sarayını 1936’da allak bullak eden ve ayrıntıları bundan birkaç sene önce ortaya çıkan hadise: Babası Beşinci George’un ölümü üzerine 1936’nın 24 Ocak’ında tahta çıkan Yedinci Edward iki kocadan boşanmış olan Wallis Simpson adında Amerikalı bir kadına âşık oldu ve Simpson ile evlenmeye kalktı!.

Parlamento ile hükümet, iki koca eskitmiş bir kadının İngiltere’nin müstakbel kraliçesi olmasına karşıydı, üstelik kralın Nazi sempatizanı olduğu da biliniyordu. İngiliz gizli servisi, Bayan Simpson’u takip altına aldı ve Amerikalı hanımın kralın yanısıra Guy Marcus Trundle adında bir otomobil satıcısıyla da beraber olduğunu farketti...





Takipler yoğunlaştı ve Bayan Simpson’un çok tehlikeli bir diğer ilişkisinin daha bulunduğu anlaşıldı: Kral’ın sevgilisi, Hitler’in o tarihlerde Londra Büyükelçisi olan ve daha sonra Nazi Almanyası’nın Dışişleri Bakanlığı’nı yapan Joachim von Ribbentrop ile de beraberdi. Bayan Simpson sarayda duyduklarını günü gününe Alman büyükelçisine naklediyor, üstelik elçiyle yatağa bile giriyordu! Başbakan Stanley Baldwin ile ülkenin güçlü adamı Winston Churchill, âşık krala açıkça “Tahtı bırak, yoksa başına bir iş gelebilir!” dediler.

Yedinci Edward “Sevdiğim kadının yardımı ve desteği olmadan krallık görevlerimi yerine getiremem” şeklinde romantik ifadelerle dolu bir bildiri yayınladı ve 10 Aralık 1936’da tahtından feragat etti. Yerini kardeşi George aldı, Edward memleketinden ayrılıp hayatı boyunca devam edecek olan bir sürgüne gitti, Bayan Simpson ile evlendi ve çift “Windsor Dükü ve Düşesi” unvanını aldı. İlk iş olarak da Almanya’ya giderek hayranı oldukları Adolf Hitler’i ziyaret ettiler. Edward ile Wallis’in, sonraki seneleri skandallarla geçti. Fransa’da yaşadıkları senelerde aralarına çok zengin bir Amerikalı erkek girdi ve jet sosyete senelerce bu üçlü ilişki dedikodusuyla çalkalanıp durdu. Yedinci Edward ile Prens Harry’nin arasındaki kanbağını da söyleyeyim: Edward’ın yerine geçen Kral Altıncı George, Harry’nin babaannesi Kraliçe Elizabeth’in öz amcası idi...

Camilla’nın cedleri, saraya asırlarca özel hizmet verdi

BUNDAN yirmi sene kadar önce, Londra’da başkalarının telefonlarını dinlemeyi seven elektronik meraklısı bir genç, bir çiftin gece geç saatteki konuşmalarını gizlice kayda almıştı... Erkek, hattın öbür tarafındaki sevgilisine “Gel, beni kubura at, üzerime de sifonu çek!” gibisinden Shakespeare’e rahmet okutacak sözler söylüyor, telefonla kuburun başına davet edilen kadın da kıkırdayıp duruyordu.

YATAK ODASI HİZMETİ
Kayıtlar birkaç gün sonra gazetelerde yayınladığında, İngiltere’de kıyamet koptu. Zira böylesine asil, nazik, hassas ve romantik sözler İngiliz edebiyatının büyük üstadı Shakespeare’e falan değil, İngiltere tahtının vârisi Galler Prensi Charles’a aitti. Hattın diğer tarafında da, prensin o zamanki metresi ve bugünkü refikaları Cornwall Düşesi Camilla vardı. Camilla, geçmiş asırlarda İngiliz tahtına büyük hizmetlerde bulunmuş bir aileye mensuptu...

Meselâ, anne tarafından büyük dedelerinden olan Arnold Joost Van Keppel 1669’da Hollanda’da doğmuş, ilk gençlik senelerinde Londra’ya gidip zamanın kralı Üçüncü William’ın hizmetine girmişti. Kralın önce “yatak odası hizmetkârı”, derken “esvapçıbaşı”sı ve nihayet hemcinslerine düşkünlüğüyle bilinen kralın “âşığı” olmuştu. Üstelik hem kralı, hem de eski kral İkinci Charles’ın gayrımeşru oğlu Richmond Dükü Charles Lenox’u birarada idare etme maharetini göstermişti...



‘KOVUN ŞU KARIYI!’
Derken aradan iki asır geçti, Kral Üçüncü William’ın “boyfriend”i Arnold Joost Van Keppel’in soyundan gelen ve Camilla’nın annesinin anneannesi olan Alice Edmonston, Yedinci Edward’ın metresliğine kabul olundu...

Edward 1910’da ölüm döşeğindeyken Alice’i görmek istedi, birkaç dakika boyunca hüzünle bakıştılar ama Kraliçe Alexandra kocası Edward’ın şuurunu kaybetmesi üzerine hizmetkârlara “Şu karıyı kapıdışarı edin!” diye emredince, Alice kocası George Keppel’in yanına dönmek zorunda kaldı, üstelik gayet sıcak bir kabul gördü.

Kralın metresi Alice Keppel’in kızlarından ve Camilla’nın da büyük teyzesi olan Violet Trefusis da zamanının hatırı sayılır entellektüellerinden kabul edilmiş ve üç konuya merak salmıştı: Edebiyata, kadınlara ve sosyalizme... Ardarda romanlar yazarken henüz on yaşında âşık düştüğü Vita Sackville-West adındaki bir başka kadın yazarla yaşamaya başladı ve bu arada İngiliz sosyalizminin de savunuculuğunu üstlendi. Sevgilisi olan Vita, Harold Nicolson adında bir asille evliydi ama zaten ayrı havalardaydılar ve Sir Harold erkeklerle beraber olurken, Vita da Violet ile gününü gün ediyordu.

EDEBİYAT TARİHİNE GEÇTİ
Derken, devreye bir başka meşhur kadın yazar, Virginia Woolf girdi. Virginia, gönlünü Vita’ya kaptırdı ve Vita’nın Violet ile yaşadıklarını 1928’de “Orlando” adıyla romanlaştırıp saraya kadar yansıyan bu ilişkiyi edebiyat tarihine taşıdı ama Vita, Virginia’ya pek yüz vermedi. 1962’deki ölümüne kadar Violet’ye yani Camilla’nın büyük teyzesine sadık kaldı. Violet ise ömrünü vakfettiği Vita’sına on sene sonra, 1972’de kavuşacaktı.

Bu haber 498 defa okunmuştur.

Balçiçek İlter Balçiçek İlter
Bebelere göbek attırıp keyif çatan milletiz!
Fatih Altaylı Fatih Altaylı
Tek kazanan İsrail
Murat Bardakçı Murat Bardakçı
Harry’ye neden kızıyorlar ki?
Yılmaz Özdil Yılmaz Özdil
Adam olacak çocuk kornerden attığı kafa golünden belli olur

  •  
  •  
  •  

  • Bugün haber eklenmedi.

  • Son 7 gün haber eklenmedi.

  • Bu ay haber eklenmedi.

Tüm videolar

  Rain Over Me ft. Marc Anthony
 

Rain Over Me ft. Mar

İzlenme:506

   
  Evanescence - My Immortal
 

Evanescence - My Imm

İzlenme:532

   
  Adele - Someone Like You
 

Adele - Someone Like

İzlenme:494

   
  The Amazing Spider-Man
 

The Amazing Spider-M

İzlenme:466

   

Tüm fotoğraflar

  Galatasaray-Beşiktaş derbisi
 

Galatasaray-Beşiktaş

İzlenme:1460

   
  Yaprakları dantel gibi işlediler
 

Yaprakları dantel gi

İzlenme:1466

   
  Plaj'da doğum günü partisi
 

Plaj'da doğum gü

İzlenme:1406

   
  UEFA Avrupa Ligi play-off turu
 

UEFA Avrupa Ligi pla

İzlenme:1180

   

ANKET

Gelecekte televizyonların yer alacağını düşünüyor musunuz?



Tüm Anketler

HAVA DURUMU

Mydesign Haber Temaları - http://habersitesikur.tk

Ekstrafikir v2 Haber Sitesi Kur
Tüm hakları saklıdır.
Ekstrafikir.com - Haber Sitesi Kur - Ücretsiz Haber Sitesi